1.13.2010

BEN BU ADAMA AŞIĞIM...:)


Tek başınalık senin doğan.tek başına dogdun,tekbaşına öleceksin.Ve anlamadan,farkında olmadan tekbaşına yaşıyorsun.Tekbaşınalığı yalnızlık sanma yanılgısına düşüyorsun;bu sadece bir yalnış anlama.Sen kendine yetersin.Eski alışkanlıklar yüzünden geçiş dönemi biraz acı veriyor ve fazla sürmeyecek.Ve onu kısa kesip dayanılır hale getirmenin yolu,tekbaşınalığının gittikçe daha fazla keyfini çıkartmaktan geçiyor.Tekbaşınalığını gittikçe güçlendirebilirsin.O yüzden tüm çabanın çok olumlu olması gerekiyor.Tekbaşınalığını tüm varlığınla besle,büyüt,ona sevgini akıt,artık o üzüntü ve huysuzluk boşluklarını yaşamadığını görüp şaşıracaksın çünkü içinde harcayacak enerjin olmayacak ve artık içinde onlara yer kalmayacak.

Aslında,sadece güzel bir tekbaşınalık içinde yaşayan insan ilişki kurabilir çünkü ilişki onun ihtiyacı değildir.O bir dilenci değildir,senden hiç birşey istemez-dostluğunu bile.O vericidir.Kendi neşe,huzur,sükunet ve mutluluğunu paylaşır.İşte o zaman aşkın tadı bambaşka olur,işte o zaman bu bir paylaşımdır.Ve her iki kişi de tek başınalığın güzelliğini biliyorsa o zaman aşk en üst noktasına erişir,bu nadiren mümkün olur.İşte o zaman aşkın başı göklere erer.
Tekbaşınalık ilişki kuramamak anlamına gelmez.Yalnızca tamamen farklı türde ilişki kuracağın anlamına gelir,yani ıstırap ve mutsuzluk olmayacak,sorun yaratmayacak,dolaylı veya dolaysız diğerini baskı altına alma,köleleştirme çabasına dönüşmeyecek.
Çünkü bu tür ilişki korkudan doğmaz,bu yaşamın ta kendisidir.

8 yorum:

gnotlani dedi ki...

Bize de bu aşka hayranlık duyma kalır.:)

("Eğer âşık değilsen yalnızsındır. Eğer âşıksan, gerçekten âşıksan tek başına olursun." Osho'yu okumak gerek,)

engin deniz dedi ki...

merhaba,
tekbaşınalık diye terimleştirdiğiniz durum,istiğna hali diye adlandırılıyor hal ilmi olan tasavvufta.terk hali,terkin mertebeleri niyatinde terk etmeyi de terk etmeye varıyor.

CALIX dedi ki...

Evet Osho hepimizin aynı karanlıkta ve cehalette olduğu bir teknede,elinde ışığı tutan ve aydınlatan insanlardan..Derin bir şekilde sevecen.İnsan olarak sevgide,aşkda bile kendi içindeki tuzağa düşebilecek bir cehaletteyiz.O ise buna rağmen büyük bir şefkatle yol gösterenlerden.
Tasavvufu çok bilmiyorum, ama bilgi gerçekten tek,yol bir, dil ise çok sesli.O yüzden aynı gerçeği birçok ışık tutanın çeşitli kelimelerle anlatmaya çalıştığına eminim.
Sevgiyle...

Merve Alanyalı dedi ki...

söyledikleri tabi ki çok güzel ama çok ideal şeyler. nihayetinde yemek yemek zorundayız ve bunun için de çevreyle minimum da olsa bir iletişim kurmak zorundayız. tasavvuf, osmanlı halkının bağışlarıyla gelişmiş bir kültürdü. oruç filan tutuyorlardı, evet, ama verdikçe kendini güçlü hisseden cömert insanlardan beslendiklerini unutuyorlarsa eğer, işte o zaman çok saçma bir büyüklenme içine düşmüşler demektir. neyse, son söylediğim biraz karmaşık oldu sanırım(kendim de henüz kafamda çözemedim bu konuyu). sadece bunu fazla ideal bulduğumu belirtmek istemiştim.

CALIX dedi ki...

selam :) demek istediğinizi anladım..
açıkçası tek başına yeterliliğin insanlardan ve paylaşımdan uzaklaşmak,yemeğimizi tek kendimize yapmak olduğunu ve Oshonun da bunu kastettiğini sanmıyorum.
Buradaki tek başına yeterlilik,hayatımızın sorumluluğunu başkalarına yüklememek, dış olayları ve kişileri mutluluğumuzun belirleyicileri olarak görmemek gibi şeyler bence..Yani daha içsel bir hal.
İdeal görünmesinin sebebi, bu içsel değişimin bireysel olması ve toplumsal bir değişim olmasına kadar gerekecek bilinmez zaman süreci nedeniyle gözle görülür olamaması belki de.

UcucU dedi ki...

idealde olsa ulaşılmaya çalışılan gerçek ve güzel bir şey..sadece vermeye odaklanmak..fakat ya vermek de tatmin ettiyse o insanı? ya da bu sürekli vermek, karşılığında bir şey istememek bir kendini tatmin duygusu mudur? yani bu yazının içinde de ego var mı?

CALIX dedi ki...

ego hep var,hep olacak
..egonun sahibi olabilmek ile, sahibin ego olması arasındaki derin fark var o kadar.

UcucU dedi ki...

sahibin ego olmasından bahsediyorum işte? burada da varmı diye..