6.16.2010

Bir aşk ve varoluş hikayesi denemesi


Aşk Tanrının insana oynadığı en büyük oyun.

İlk sahne Tanrının ışığını iki insan kuluna yansıtmasıyla başlar. O büyük ışığı bir insan yüzünde gören iki kişinin eli, ayağı, kalbi ve beyni karman çorman olur.Bu sahnenin ana teması Tanrıların aşkı, Tanrının sevgisidir. Bir Tanrı ve Tanrıçanın sevişmesi , aşkı, gizemi ve büyüsüdür. Dünya üzerine Tanrının inmesi, zamanın ve mekanın yok olması, koşulsuz sonsuz mutluluğun, varlığımızın gerçek yüzünün kendi gözlerimizin önüne serilmesi. Tüm romantik sahne ve esrimelerle, şaşırtıcı tesadüf ve gerçeküstü hislerle kadın ve erkeği seyrederiz. Özlemi çekilen aşk yaşanıyor, bir kadın ve bir erkek ruhları, bedenleri ve sevgileriyle bütünleşiyorlardır. Hayat bir cennettir artık.

İkinci sahnede yavaş yavaş Tanrı ışığını bu kullarından çekmeye başlar. Bu sahnede Lilith ve Adem' i izleriz. Hala cennettedirler, hala ışığın içindedirler, hala birbirlerine aşıklardır, ama artık karanlık kendini göklerde silik bir pusu gibi göstermeye başlamıştır. İlk falsoyu Adem verir. Lilith in cennet bahçesinde özgürce koşturduğunu, mutluluğunu izledikçe karanlığın ilk düşüncesine yenilir, kıskançlık.. Kıskandığı ise Lilith'in hayat sevgisidir. Daha az sevildiğini düşünerek arıza çıkartır. Kendinin daha üstün olduğunu göstermek, yalnızca kendine bağlamak için eşitliği bozar ve Lilith'i aşağılar. Bu sahnede erkeğin sevdiği kadın üzerinde sevgisini kaybetme korkusu ile kurmaya çalıştığı baskıyı ve şiddeti, kendi özgür varlığını korumaya çalışan kadının da öfkesini izleriz. Sahne Lilith in öfkesiyle Şeytanvari bir kılık almasıyla sonlanır.

Üçüncü sahnede Adem ve Lilith i ayrı ayrı izleriz. Lilith acısı, nefreti ve kini ile gittikçe kararmış, siyahlara bürünmüştür. Hala Ademe aşık ve seviyordur, ama onun yaptıklarını da kabul edemiyordur. Adem ise acı çekmekte, kendini içkiye ve bunalıma kaptırmakla, arada da hissettiği boşluk ve sevgisizlik hissiyle Tanrıya yakarmaktadır. "Bana Lilith' i getir." İkisinin de özlemle yandıklarını Tanrı görmektedir. Lilith tüm çağrıları reddeder,artık Adem' e güvenmemektedir. Ve Işık başka bir çare yaratır.

Dördüncü sahnede Ademin uyandığını ve yanında Lilith' i bulmasına şahit oluruz. Evet gerçekten de o Lilith dir, ama artık öfkesi, güvensizliği ve korkusuyla geri dönmüş, kılık değiştirmiş bir kadın olan Havvadır artık. İlk önce çok sevinir Adem, Lilith inin geri dönmesinden. Tekrar o eski güzel mutlu ve aşk dolu günler geri gelecektir. Ama ne yazık ki içindeki acıyı asla unutmamış olan Lilith artık hayattan zevk almayan, mutsuz ve eve kapanmış bir Havvadır. Adem in evine bakar, etrafı temizler süpürür, artık o eski çimenlerin üzerinde koşan, zıplayan, neşeli ve sevgi dolu Lilith değil, hayatının amacı Adem olmuş bir Havva vardır. Geri dönmüştür ama içindeki öfke, hırs ve Ademden ayrılma korkusu ile bu hale dönüşmüştür. Adem rüyalarında kaybettiği çekici, seksi , hayat dolu Lilith i görüp sevişirken, Havva ile yaşamaya devam eder. Yanındakinin Lilith olduğunu bilmeden. Hala cennettedirler ama artık onlarla cennet cennet gibi olamamaktadır.

Son sahnede Adem ve Havvayı bir ağacın altında görürüz. Eski Lilith halini özleyip duran, kendisi ile ilgilenmeyen Ademe yine öfke ile dolmuş olan Havva' nın artık canına tak etmiştir. Yenmemesi gereken meyva ağacın dallarına kırmızı kırmızı sallanıyordur. İyiyi ve kötüyü ayırt etme bilgeliğini veren meyvedir bu. İçindeki üstün ve Tanrı olma isteğini çok iyi bildiği Adem' e bu meyveyi yemeye razı etmesi hiç zor olmayacaktır. Yılan haline gelmiş Lilith in öfkesi ise ağacın üstünde tıslamaktadır. Adem bu meyveyi yediklerinde çirkin ve güzel, iyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi yargıların gerçek olduğu bir dünyaya düşeceklerini, cennetten bu düşünce ile kovulacaklarını bilmemektedir.

"Gel yiyelim bu meyveyi Adem, o zaman neyin iyi neyin kötü olduğunu biz de Tanrı gibi bileceğiz ve sen bir daha acı çekmeyecek, Lilith ve benim aramda kalmayacak, doğru seçimini yapabileceksin. "

İçindeki acıdan çok sıkılmış olan Adem umutla meyveye sarılır ve beraber yerler. Bu karar onlara Dünyanın iki boyutlu kapısını açar ve bütünlükten, ne iyinin ne de kötünün olduğu, Tanrının sevgisinin yargısızca içlerinde yaşadığı cennetten düşmelerini sağlar. Uyandıklarında zihinleri artık bölünmüştür. Güzel ve çirkin nedir bilmektedirler. Adem Havvaya bakar ve utanır. Çıplaklığı kötü olarak algılar, cins farklılığını kötü olarak düşünür, hissettiği seks duygusunu yargılar. Yaptıkları için kendini suçlar, Havva kendini görür, kendini ve hayatı asla eskisi gibi sevemeyeceğini hisseder, kendinden utanır. Ademi suçlayabilir, Adem ise öfkelenebilir. Suçlu olduklarını, ayrı olduklarını hissederler. Ve üstlerini başlarını örtmeye çalışırlar. İlk günah işte böyle yaşanır.

Artık kadın ve erkek birbirine düşmandır, ama cennetin içlerindeki sönmeyen hatırası ile birbirlerine özlemle yine de çekilir, ama yine de kavga edip dururlar.Oysa her şey bir oyundur. Her şey Tanrıya, cennete tekrar geri dönüş yolculuğudur. Tekrar bütünleşmek için aşmaları gereken bir yoldur. Ne kadının ne erkeğin, ne iyinin ne kötünün, ne doğrunun ve yanlışın olduğu o muhteşem bilinci İnsanın kendi içinde tekrar hatırlaması ve kendi Tanrısallığını dışardaki Tanrıda değil kendinde keşfetmesi için açılmış bir kapıdır yalnızca.

Kadınların Lilith in yaşam ve hayat sevgisini hatırlamasını , giydikleri Havva kıyafetini çıkararak kaybetme korkularını da bırakmalarını, öfkelerini yenmelerini, Ademlerin ise Lilith e olan aşklarını korkusuzca yaşamalarını, kadınlardan bağımsızlaşmalarını ve özgürleşmelerini dilerim.

1 yorum:

engin deniz dedi ki...

efendim blogunuza hoş geldiniz.uzun dinlenme dönemini bu ilginç yazıyla sonlandırmış olmanız ne güzel.umarım aşkla geçmiştir günleriniz.aşk olsun efendim.
saygıyla