2.09.2008

neleri severim?

NELERİ SEVERİM,SEVERİZ

Temiz çarşaf kokusu, kalorifer üstünde ısınmış havlunun dokunuşu ( Garip bir başlangıç oldu ama ilk aklıma gelen de bu oldu.)

Baharın ilk başlangıç havası..hani kapıdan çıkarsınız teninizde hissedersiniz, bir başkadır onun güzelliği, o esen rüzgarın hissi, yürümek o rüzgarla insanı uçurur.

Dümdüz toprağa yatmak, hiç battaniye olmadan, hemen çimenlerin üzerine, boyayacakmış diye endişelenmeden..önce yüzüstü toprağa yapışmak sonra da ters dönüp alabildiğine geniş maviliğe bakmak.

Denizin üstünde kendini bırakmak ve denizin sesini dinlemek bu arada ceviz kabuğu gibi üstünde sallanmak.Bir gün bir jetski üstümden geçer mi diye endişelenmedim değil.

Mavi yolculuk. O ıssız koylar, ve dalmak.Dalıp dipten fasa fiso da olsa bir şey çıkarmak.Daha ne kadar dik dalabilirim diye denemeler yapmak ve artık kulaklarım tıkanana kadar denemek.

Kahkaha atmak.Ama tam patlatmak..yer önemli değil.Bir zamanlar ciddi toplantılarda bile oluyordu ama öğrendim.

Harbiden ruhların uyuştuğu arkadaşlarımla salak sapalak espriler yapıp karnımız ağrıyana kadar gülmek. Fantastik hayaller kurup gözümüzün önüne gelen görüntüye dayanamayıp kasılıncaya kadar gülmek, ve daha da abartmak.

Kumsaldan taş toplamak.Nedense çok seviyorum.Sonra da kaldığım yerde bırakıyorum, otel, kamp.Ne demekse.

Dostlarla sessizliği de paylaşabilmek.Kendinleymişsin gibi onunla da rahat olabilmek.Ya sus çok konuştun diyebilmek ve gülmek, ya da onun bana uçtun in aşağı, burası Dünya demesi gibi.

Depeche mode.Vazgeçilmezim.70 yaşında bile onu dinleyeceğim, eminim.Tekrar, tekrar ve tekrar.Bu kadar mı hem dokunaklı hem de uyandırıcı olur bir müzik.Hem öldürüyor hem canlandırıyor sanki.

Güneş. Ama özellikle sabah erken güneşi ve hafif nemli soğukla ve akşam batış anı.O huzur ve güneşin tüm gün boyunca verdiği tatlı dinginliği bedende dinlemek.Etrafaki sesler bile değişik gelir insana, o telaş gitmiştir, herkes yumuşamıştır.

Kayalara tırmanmak. Garip bir şekilde bir yerimin kanamasını özellikle seviyorum bunu yaparken.Ve orada düz bir kaya bulup uzanıp,dinlenmek, o genişliği,enginliği ve sessizliği hissetmek.
Hmmm..sabahları bol peynirli menemen,ince belli çay,domates.Akşamları balık,rakı,deniz,sohbetler.Patatesin her türü, patates salatası,kısır,kızarmış havuç.Bol yağlı pilav, soslu makarna,soslu herşey....:)Yemek yemeyi hep sevdim.

Vee tabii ki yazmak. Yazmak yaratmak gibi benim için. Mutluluğu yazınca mutluluğu gerçek, mutsuzluğu yazınca da onu silip yok ediyorum gibi geliyor.

Ah bir de..Yazın en sıcak olduğu günlerde bir çeşmenin altında saçlarımı ıslatmak ve sonra onları geriye atmak.Su beni çok etkiliyor. Yaşam gibi.

Gelelim renklere. Tamamen renk dersek MAVİ. Gökyüzü gibi. Ama kıyafet dersek daha çok toprak renkleri, nefti yeşiller ve siyah.Beyaz gömlek, tshirt de ayrı tabii..Eski bir jeanle.

Taksi şöförleriyle sohbet etmek. Tabi hepsiyle değil. Ama başka yaşamları dinlemek ve paylaşmak çok hoş. Her gittiğim yerde, araba tamir ettirirken olsun, bakkala girerken olsun, o doğallığı ve samimiliğin kısalığını ama doluluğunu seviyorum.

Kedileri seviyorum.Ama artık köpeklere geçeceğimi hissediyorum nedense.Uzun zamandır kedim olduğundan olmalı.Ve sanki artık kedi dönemim tamamlanmış gibi.Şu anda yanımda uzanmış bir köpek çok çok daha uygun geliyor nedense ve onunla sokakta dolaşmak.

Filmler..Avrupa filmleri olmalı.Özellikle Ak kedi Kara kedi ve Yer altı.Ayrıca Kırmızı Mavi Beyaz serisi. Matrix deliliğim son buldu.Sanki bir yer var ki.. aynı filmin sonunda da olduğu gibi... sistemin de gerçeğin de boş olduğunu anlayıp tek gerçeğin yaşamak olduğunu anlamak gibi.. o filmi de diğer filmlerle rafa kaldırdım.

Yolculuk yapmayı çok seviyorum.Hele şu bavul hazırlama ve sabah erkenden çıkmak ,feribota binip aşağılara doğru inmek.Ama fark ettim ki, hep bir yuvamın olduğunu bilmek, içerlerde bir yerde beni çok mutlu ediyor.

Fotoğraf çekmek.Özellikle ışığın parladığı yerleri ve tam zıttı sönmüş olan yerleri.Ve fark ettim ki ışığı sönmüş gibi hissettiğim ve fotoğrafını çektiğim yerlere bir daha gitmiyorum.Yol gösterici gibi.

Dans etmek.Ve bu öyle bir şey ki gerçekten ruhumla olduğumu hissediyorum. Ve o anlar çok keyifli.

Ve tabi ki, bunların hepsini sevdiğim erkekle, sevdiklerimle paylaşmak,paylaşabilmek.Basitçe.

Ve her şeyin ötesinde varolduğumu hissetmek ve şükretmek.En zor dönemde bile geçeceğini bilmek,her şeyin muhakkak bir anlamı olduğuna hep inanmak,ve O na güvenmek.Hep şükürler olsun demek.

3 yorum:

gnotlani dedi ki...

''Temiz çarşaf kokusu, kalorifer üstünde ısınmış havlunun dokunuşu'' bu güzeldi. :)
Buraya yazmak doğrumu bilmiyorum ama, silersiniz artık; Yazılarınızı bloğunuzda taplamanız güzel olmuş, kendi açıma googlenin sizinle ilişkili 661 sonuç ve bağlantılarını incelemekten kurtardım, keşke yazılarınızın tarihleri de bloğunuzda yer alsa. Esen kalın.

gnotlani dedi ki...

661/2 "Ya da bir müşterimize onun algılayabileceği şekilde anlatımlar yaparak taklalar atmakla meşgulüzdür." Bu nasıl oluyor? :)

Betigül ÖZKER dedi ki...

:)))))))))))) bazen kendi algılarımızı diğer insanda resmedebilmeyi becermek gerçekten de takla atmayı gerektiriyor:)